Sarılsak ne olurdu şimdi sımsıcak , hayallerimiz ayuka çıkardı , uyusan içimin sen kokan yerlerinde, gülüşünle uyanmak gibi bir dünya vardı…
Anonim asked:
Sarılsak ne olurdu şimdi sımsıcak , hayallerimiz ayuka çıkardı , uyusan içimin sen kokan yerlerinde, gülüşünle uyanmak gibi bir dünya vardı…
Selam, bu gönderi yetişkinlere yönelik içerik barındırıyor olabilir, bu nedenle gönderiyi şu an sadece sen görüntüleyebiliyorsun.
Anonim asked:
Bi eşeklik ettim şimdi ise pişmanım baya affetse beni
iyiyim kadın.
bu aralar seni seviyorumdan daha fazla nasılsın diyorsun.
iyiyim.
sekiz çiziyor ayaklarım,
sigaradan sararıyor parmaklarım,
titriyor hem de tirtir titriyor dudaklarım.
ama. iyiyim.
beni merak etme,
yoldayım.
sana geliyorum,
sana gelirken ölüyorum.
yoldayım.
“iyiyim.”
Anonim asked:
Sevgilim,sevdiğim,istediğim var
bazı ilişkiler tutkuyla başlar, hoşlantıyla devam eder, zamanla duygular iliştirilir, heyecan katılır, özlem duyulur ve tüm bunların mikserde karıştırılmış hali olan aşk siner içinize, sadece yüreğinize değil aldığınız nefesinize, dibinize ve en uç noktanıza kadar kaplar sizi.. bir an gelip geçen değil gelişi gidişinden sarsıntılı olanıdır.
bazı ilişkiler ise arkadaşlıkla başlar, ağır ağır kazınır yüreğe, tıpkı bir ressamın çizdikçe aydınlanan manzarası gibi, yaşadıkça, zaman geçirdikçe, anılar kıytıda birikip yüreğinize baskı yaptıkça hissedersiniz o köpürtüyü içinizde. iyi de olur böyle ilişkiler, kimi erken biter hüsran olur kimi uzun sürer hikaye olur.
bazı ilişkiler kavgayla başlar, hasım olarak gördüğün, eline verseler parçalara ayıracağın kişiyi, gün gelir, bir tüy tanesi nazikliğinde avuç içinde taşıdığın kişi yapar. yanacaksa onun canı, önce benim canım yansın ateşine koyar insanı. bu biraz da, demir kor ateşten sonra şekil alır sözünün kesitidir zannımca.
bazı ilişkiler, utanarak, çekinerek başlar. onu görünce binbir farklı kasılmalara girersiniz, iki çift kelamı devam ettirebilmek için türlü kalıplara bürünürsünüz istemsizce. ama zaman, size o kadar güzel tanıtır ki onu, dillerin devreye girmeden anlaşabildiğiniz, konuşmadan anlayabildiğiniz, ses tonundaki, nefes alışındaki küçük iniş çıkışlardan ruh halini anlayabildiğiniz kişi yapar, bir olursunuz.
bazı anları, bazı duyguları, bazı işaretleri, bazı tanışmaları, diğerinden farklı kılan insanlar girer hayatınıza, ama gidişler hep aynı olur. gidince söylenemeyenlerden, kaçışlardan, ve bir cümlenin altında kalan duygulardan…
kendine iyi bak, çünkü bundan sonra sana bakacak kimse olmayacak kendinden başka.
ben olmayacağım.
kendine iyi bak ve beni düşünme, çünkü ben seni düşünmeyeceğim artık. arama sakın beni, yazma..
çünkü ben yazmayacağım. sil beni hayatından, çünkü ben sileceğim.
fakat, üzerime sinmişliğin var. yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatrına sana yürekten mutluluklar diliyorum. ve bir daha dönmemek üzere gidiyorum..
kendine iyi bak, aramızda geçen her şeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim.
aslında bilmem önemli değil,
iyi olduğunu varsayacağım ben.
seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben.
seni kendinle başbaşa, bensiz ve yapayalnız bırakıyorum. biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden kendine iyi bak.
aslına bakarsan çok da umursamıyorum ama kendini ihmal etme.
kendine iyi bak derler ve giderler.
tutkuyla ve masumiyetle sevmiş ve bağlanmış olanlar birden fazla söylerler bunu. çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. kolay kolay kopamaz onlar.. bu süreç çok acı verir, yürek parçalatır. azalan umutlarıyla geri dönmeyi isteseler bile kendine iyi bak gözleriyle ayrılırlar.
ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.
ta ki sesini ve suretini unutuncaya kadar.
tutkunun ötesinde sevenler, bir kez kendine iyi bak derler ve giderler. onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. onlar bu acıyı birden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
kendine iyi bak derler ve giderler.
seni parçalara ayırıp,
en büyük parçasını yanlarına alıp giderler.
seni senden alıp giderler de kimseyi buna inandıramazsın. en kötüsü de suçlayamazsın onları.. tüm bunlar için kendine iyi bak diyip gidenin bir nedeni vardır elbet.
suçlatmaz kendini, suçlatsa da sevdirmiştir bir defa kendini sen suçlayamazsın. kızarsın, savaşmadığı için kızarsın ama suçlayamazsın. tüm bunları sana bırakıp kendine iyi bak derler ve giderler.
“bitti” diyemedikleri için kendine iyi bak derler. “kırıldım, affedemiyorum” diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
“seni istemiyorum artık, seni hayatımdan çıkaracağım ama bil ki seni hiç unutmayacağım” diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
“biliyorum çok kanayacaksın, ama daha iyisini yapamıyorum” diyemedikleri için kendine iyi bak derler. bazen vicdanlarını rahatlamak için kendine iyi bak derler,
çünkü bilirler, ardında seveni bırakmak kanatır ve o kan uzun bir süre akacak ve dinmeyecek bir yaradandır.
kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman.
kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben.. sen kal bana.
sen gözümde ki ışık, sen içimde ki sevinç, dudağımda ki kırmızılık, sen tebessümümsün.
sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çırpıntı, sen benim kaygılarımda ki ateşimsin. sen hayatımdaki neşesin,
bense sadece senim, seninim. kendine iyi bak deme bana.
nokta koyma..
keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, affedebilsem.. keşke döndürebilsem zamanı geriye, keşke bugünkü aklımızla yaşayabilsek her şeyi baştan. nafile.. ama yine de gitmesen olmaz mı?
bitmesek olmaz mı? sen eksiksen ben nasıl tam olurum? sen yoksan ben nasıl kendimde olurum?
senden kalan boşluğu kiminle doldururum?
kime güvenirim?
hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı?
hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi?
hani sevgi eninde sonunda kazanırdı?
hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı?
hani en büyük zaferler, en kanlı savaşlardan sonra kazanılırdı?
bunların hepsi yalanmıydı gerçekten? bütün her şey bu kadar mıydı?
yalvarırım..gitmesen olmaz mı..? bitirmesen beni olmaz mı?
peki o zaman..
senin istediğin gibi olsun..
öyleyse..
sen de kendine iyi bak.
kendine iyi bak derler ve giderler..
Kendine iyi bak
‘ca